‘SaÄŸlık’ kategorisi için ArÅŸiv

ikballe şifalı bitkiler

Salı, 20 Temmuz 2010

İkballe şifalı bitkiler programında şifalı bitkiler ve şifalı yemek tariflerinin ne kadar yararlı olduğunu ve bizlerinden çok yakından tanıdığı gibi ünlü doktorumuz sayın ömer coşkun ikbal gürpınarın sunduğu ikballe şifalı bitkiler programına sürekli ve her zaman konuk olmaktadır.

İkballe şifalı bitkilerin konusu doğada bulunan bitkilerin faydaları hakkında bilgiler veren doktor ömer coşkun beyle bir çok hastalığın tedevisinde kullanılacak bitkilerlin yanı sıra bizlerinde evde hazırlayabileceğiniz cilt bakımları, şifalı bitkiler, egzersiz hareketleri, zayıflama ve insan sağlığının doğadan geldiğini ve sırları anlatılıyor.

Şifalı tarifler, şifalı reçeteler, beden ve ruh sağlığını gençleştiren formüller, doyurucu, lezzetli ve sağlıklı yemekler. Bu programın konusu şifalı yemekler yapmanın ve şifalı yemeklerle beslenmenin püf noktaları bu programda.

Şifalı yemeklerde ikbal gürpınar her gün lezzetle sağlığı ekranda buluşturacak. Uzman konukların stüdyoda ağırlanacağı ikballe şifalı yemeklerde programında her gün birbirinden lezzetli ve sağlıklı yemekler canlı yayında hazırlanırken, uzman konuklar da sağlıklı yaşama dair reçetelerini biz izleyenlere sunacaklardır.

Bay ve bayanlar lütfen ekran başına ilk kez lezzetle sağlık konuları bu programda buluşuyor. Beden ve ruhu gençleştiren formüllerle mutfakta tencereler kaynıyor, kepçeler doluyor. Doyurucu, lezzetli ve şifalı yemekler her gün uzman konukların katıldığı şifalı yemekler programında yapılacaktır.

Mevsiminde hangi sebze hangi usulde nasıl pişirilip, nasıl sunulur? Şifalı yemek yapmanın ve şifalı yemek yemenin püf noktaları, sağlıklı yaşama ve sağlıklı beslenmeye dair her şey ikbal gürpınarın sunumuyla şifalı yemeklerde olacaktır.

sabah yorgunluÄŸu

Pazar, 18 Temmuz 2010

Kiminde iş verimini düşüren, kimine tatili zehir eden bu durumun sebepleri ne olabilir? Yorgunluktan kurtulmak için neler yapılabilir?

KuÅŸ cıvıltıları eÅŸliÄŸinde sıcacık güneÅŸle aydınlanmış bir sabah çoÄŸumuz için “bomba” gibi baÅŸlayan bir günü ifade etse de birçok insan yaz sabahlarının yorgunluÄŸundan ÅŸikâyet eder. İşyerinde, tatilde sürekli, “Hiçbir ÅŸey yapmak istemiyorum, uykum var, kendimi yorgun hissediyorum.” diyen insanları dinler dururuz. Aslında tıpta bu türden ÅŸikâyetlerin teÅŸhisi konmuÅŸ deÄŸil. Ama uzmanlar, yaz sabahı yorgunluÄŸunun çeÅŸitli sebeplere baÄŸlı olarak kendini gösterebileceÄŸini söylüyor. Tabii buhastalıksürekli devam ediyorsa psikolojik bir sorunun da göstergesi olabiliyor.

Sebepleri nelerdir?

Memorial AtaÅŸehir Tıp Merkezi’nden Dâhiliye Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, yaz yorgunluÄŸunun çeÅŸitli sebepleri olabileceÄŸini söylüyor. Özellikle aşırı sıcaklarda terle fazla elektrolit (kanda ve hücre içi organik sıvılarda çözünmüş olarak bulunan tuzlar) kaybedilmesi yorgunluÄŸa sebep olan etkenler arasında. Kavaklı sadece yaza baÄŸlamamak gerektiÄŸine de özellikle vurgu yapıyor. Bazı hastalık halleri de insanların kronik yaz yorgunluÄŸu hissetmelerine sebep olabiliyor. ÖrneÄŸin tiroit hastalığı, kansızlık, hipertansiyon, kalp yetersizliÄŸi ve ÅŸeker hastalığı olan kiÅŸiler sıcaklardan daha fazla etkileniyor. Kavaklı, yazın yorgun uyanan kiÅŸilerin bunlara da dikkat etmesini ve mümkünse bir muayeneden geçmesini öneriyor.

Tabii iÅŸin bir de psikolojik boyutu var. Sema Hastanesi’nden Psikiyatrist Dr. Kadriye Åžentürk Pehlivan, yazın sıcak havalarıntatilçaÄŸrısı yaptığını, “Bu havada çalışılır mı?” diye bir algıya sebep olduÄŸunu belirtiyor. Bu durumda çalışmak kiÅŸiye zor gelebiliyor. Pehlivan, mevsim geçiÅŸleriyle iliÅŸkilendirilecek depresif ataklar ya da duygulanım bozukluklarından da bahsedilebileceÄŸini söylüyor ve ekliyor: “Tıpta birkaç kere olmuÅŸ bir durumla ilgili hemen tanı koymuyoruz. Ama sürekli sabahları yorgun uyanılıyorsa, isteksizlik, keyifsizlik varsa ‘acaba bu kiÅŸilerde depresyon mu var’ diye bakılabilir. Mevsim deÄŸiÅŸikliklerinde de depresyon belirtileri görülür. Tıpta böyle bir tanı konulmuÅŸtur. Hep aynı mevsimde depresifleÅŸir kiÅŸi. Tabii depresyonlar da çeÅŸit çeÅŸittir. Buna illa ağır bir depresyon denilemez.”

Yaz yorgunluğu nasıl aşılır?

Uzmanların çeşitli sebeplere bağladığı yaz yorgunluğunu aşmanın en önemli yolu beslenmeye dikkat etmek ve vücudu dinlendirmekten geçiyor.

Prof. Dr. Birsel Kavaklı ve Psikiyatrist Dr. Kadriye Şentürk Pehlivan bu tür şikâyeti olanlara şunları öneriyor:

Özellikle iş stresinden uzaklaşmak için herkes kendisine göre düşünmeli, en uygun aktiviteyi seçmelidir. Yeşil alanda yürüyüş yapmak ya da hafta sonu kısa bir tatil olabilir. Özellikle açık havada yapılan yürüyüşlerin ve güneşin antidepresan etkisi olduğundan bahsedilir.

Bazen sadece yatmak dinlenmek için yeterli olmaz. Bedeni dinlendirmenin yanı sıra ruhu dinlendirecek şeyler de yapmak gerekir.

Yaz aylarında vücutta ağırlığa sebep olacak yağlı yemeklerden kaçınılmalı, bol bol meyve-sebze tüketilmelidir. Ayrıca öğün çoğaltmak da vücut direncini artıracaktır.

Çokça sıvı almak gerekir ama insanlar genelde serinlettiği için gazlı içecekler tüketiyorlar. Bu içecekler çarpıntı yaparak veya damarlar üzerindeki olumsuz etkisiyle kişiyi kötü etkiliyor. Bu nedenle soda, mineralli içecekler veya meyve suları gibi vitamin içeren içecekler ya da klasik içeceğimiz ayran daha iyi gelebilir.

kalp ritim bozukluÄŸu tedavisi

Çarşamba, 16 Haziran 2010

Kalp ritim bozukluÄŸu olan hastaların, çeÅŸitli enerji kaynakları kullanılarak hücrelerin yapısını deÄŸiÅŸtirmek ve onları elektriksel olarak iletken olmayan bir hale getirme iÅŸlemi olan ”ablasyon” yöntemiyle tedavi edilebileceÄŸi bildirildi.

Florence Nightingale Hastaneleri Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Belhhan Akpınar, yaptığı açıklamada, kalbin olduğundan daha fazla ya da yavaş çalışmasının kalp ritim bozukluğu olarak tanımlandığını belirtti.

En çok görülen kalp ritim bozukluÄŸunun ”Atriyal fibrilasyon” olduÄŸunu kaydeden Akpınar, bunun kalbin hızlı ve düzensiz atışı olarak tanımlanabileceÄŸini ifade etti.

kalp ritim bozukluğu TEDAVİ ŞEKİLLERİ

Atriyal fibrilasyonlu hastaların üç ayrı yöntemle tedavi edilebileceğini aktaran Prof. Dr. Akpınar, şunları kaydetti:

”Bir grup ilaçlar, özellikle yeni atriyal fibrilasyona girmiÅŸ hastalarda baÅŸarılıdır. BaÅŸarı oranı, atriyal fibrilasyon süresinin uzunluÄŸuyla ve eÅŸlik eden ek bir kalp rahatsızlığının varlığıyla azalır. Kalpte belli ileti yollarının anjioda ‘kateter ablasyon’ denilen bir yöntemle etkisiz hale getirilmesi ve erken yakalanmış Atriyal fibrilasyon olgularında, özellikle eÅŸlik eden baÅŸka bir kalp hastalığı yoksa denenebilir. Ameliyatla ritim bozukluÄŸuna yol açan kalp ileti sistemi etkisiz hale getirilerek (ablasyon) normal sinüs ritmi saÄŸlanır.

Ablasyon ise çeÅŸitli enerji kaynaklarını kullanarak hücrelerin yapısını deÄŸiÅŸtirmek ve onları elektriksel olarak iletken olmayan bir hale getirme iÅŸlemidir. Bu iÅŸlemde soÄŸutma ile yapısal deÄŸiÅŸiklik gerçekleÅŸtirilebileceÄŸi gibi, elekrik, ultrason ve günümüzde en yaygın kullanılan radyofrekans gibi enerji kaynakları ile de bu iÅŸlem gerçekleÅŸtirilebilir.”
Ablasyon işleminin, kalpte ritim bozukluğuna yol açan bölgelerdeki iletiyi yok etmek için yapıldığını belirten Akpınar, iletinin normal yollara yönlendirilmesi ve ritim bozukluğu yaratan merkezlerin yok edilmesi ile normal ritmin sağlandığını ifade etti.