‘Sağlık’ kategorisi için Arşiv

Fast food yiyecekler

Salı, 04 Mayıs 2010

İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan habere göre, Kanada’daki Toronto Üniversitesine bağlı Rotman Yönetim Okulu tarafından yapılan bir araştırmada, bilim adamları bu tür yiyeceklerin şimdiye kadar pek de akla gelmeyen yeni bir etkisini ortaya çıkardı.

Bir grup gönüllünün katılımıyla yapılan araştırmada bilim adamları, hızla servis edilen ve yine hızla tüketilen bu yiyeceklerin insanları sakince karar verebilecekleri zamanlarda dahi acele etmeye teşvik ettiğini gözlemlendi.

Katılımcılara, ünlü bir fast food zincirinin logosu gibi bu tür yiyecekleri hatırlatan sembollerin de birkaç saniyeliğine yer aldığı bir videoyu izleten bilim adamları, daha sonra yaptıkları testlerde bu kişilerin davranış biçimlerinin değiştiğini tespit etti.

Örneğin bu kişilerin önlerine konulan bir metni okumada, çabuk bitirmelerinin onlara bir getirisi olmamasına karşın daha aceleci davrandıklarını gözlemleyen bilim adamları, aynı şekilde katılımcıların klasik şampuanlar yerine “ikisi bir arada” gibi zaman kazandıracak ürünlere yöneldiğini belirledi.

Bu tür yiyeceklerin zaman yetersizliği nedeniyle hızla yemek yeme ihtiyacıyla modern dünyanın bir gereği olarak ortaya çıktığını belirten bilim adamları, asıl problemin bu yiyeceklerin ihtiyaç duyulmadığı anlarda dahi insanda zaman kazanma isteğini harekete geçirmesi olduğunu söyledi.

Bilim adamları, araştırmalarının, fast food türü yiyecekleri hatırlatan bir sembolün dahi insanı gerek olmadığı halde aceleciliğe ve sabırsızlığa teşvik ettiğini gösterdiğine işaret etti.

Hamilelik öncesi kilo vermek

Salı, 13 Nisan 2010

Amerikan Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan bir araştırma, kalp hastası bebek dünyaya getiren 7 bin 392 anne ve kalp hastası olmayan bebek doğuran 56 bin annenin verilerini karşılaştırdı.

Araştırmanın sonucuna göre, aşırı obez bir annenin kalp hastası bebek dünyaya getirme riskinin yüzde 33, şişman olmayan bir annenin kalp hastası çocuk dünyaya getirme riski ise yüzde 11 olarak açıklandı. Amerikalı bilim adamları, obez annelerin hamile kalmadan önce kilo vermeye çalışmasının bebeğin kalp gelişimi yönünden son derece önemli olduğunu vurguladılar.

Adet Gecikmesi

Perşembe, 25 Şubat 2010

Normal adet döngüsü (siklüs) bir kadında 21-35 gün arasında değişmektedir. Bir adet siklüsünün 35 günden uzun sürmesi durumunda adet gecikmesinden bahsediliyor. Ancak çok sık karşılaşılan bir durum olan adetlerin birkaç gün gecikmesinin bir sorun olarak algılanmaması gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı  Op. Dr. Ebru Füsun Işık, yılda bir iki kez adet gecikmesi olabileceğini beliterek, adet düzensizliğinin iki üç ay devam etmesi durumunda hekime başvurulması gerektiğine dikkat çekti.

Adet gecikmesinin bir çok nedeni olabilir. Hormonal faktörler, üreme organları ile ilgili hastalıklar, stres gibi yaşam koşulları, ağır egzersiz veya aşırı kilo alıp verme adet gecikmesine neden olabilir. Op. Dr. Işık,  adet gecikmesinin nedenleri arasında en sık görülenin yumurtanın geliştiği folikülün çatlamaması olduğu söyleyerek şu bilgileri verdi:

“Aslında kadınların birçoğu yılda bir siklüs yumurtanın çatlamaması gibi sorunlar yaşayabilirler. Fizyolojik olan bu durum pek çok kez birkaç günlük adet gecikmesine yol açtığı için kadınlar tarafından fark edilmez. Adet gecikmesinde ilk olarak akla gelmesi gereken şey ise gebeliktir. Adet gecikmesi fizyolojik olan bu durumlar dışında yumurtalıklarda gelişebilecek endometriozis kistleri, yumurtalıkların iyi ve kötü huylu tümörleri gibi patolojik kistik oluşumlarda da görülebilir. Bazı hormonal denge bozukluklarında da ilk belirti  adet gecikmesi şeklinde olabilir. Bu grup hastalıklar çok çeşitlidir ve karmaşık bir yapı içerisinde olabilirler. Bunlar içerisinde en sık rastlananları ise polikistik over sendromu, tiroid bezi fonksiyon bozuklukları ve süt hormonu olarak bilinen prolaktin hormonu salgı bozukluklarıdır. Bu hormon bozuklukları arasında adet düzensizliklerine en sık yol açan durumu ise polikistik over sendromu oluşturuyor.”

Tanı ve tedavi önemli

Adet düzensizlerinde tanı, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından muayene ve ultrasonografi yöntemi ile konuyor. Ayrıntılı olarak yapılacak olan hormon profili analizi de tanının en önemli parçasını oluşturuyor. Bazı hormon metabolizması bozukluklarında hekim ilave birtakım tahlillere ve testlere başvurabiliyor. Hatta röntgen filmi ve bilgisayar tomografi de tanı için gerekebiliyor.

Op. Dr. Işık, tedavi yöntemleri ve tedavi edilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek riskler konusunda da şunları söyledi:

“Tedavi şekli, bulunan patolojiye göre değişir. Tiroid hormonu yetersizliğine bağlı durumlarda tiroid hormonu verilir. Prolaktin hormonunun yüksek düzeyde salgılandığı durumlarda, salgılamayı kesici ilaçlar verilir. Polikistik over sendromunda ise sadece kilo vermeyle bile adetler düzene girebilir. Ayrıca progesteron hormonu veya doğum kontrol haplarıyla da tedavi mümkün olabiliyor. Sürekli östrojen hormonu etkisi altında kalan rahim içini döşeyen endometrium tabakası her ay düzenli dökülüp adet kanaması şeklinde atılmadığı için sürekli kalınlaşır. Uzun yıllar içersinde bu durum rahim kanseri oluşumu riskini artırır. Ayrıca adet gecikmeleri tedavi edilmezse gebelik oluşumu gecikir veya gerçekleşmez. Adet gecikmesine neden olan yumurtalıkta kistik bir durum sözkonusu ise tedavisi gecikmiş olur.”